Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

23 Ocak 2011 Pazar

Nasıl bişeydir bu insanların vefasızlığı vurdum duymazlığı.karşıdakini insan yerine sadece menfaatleri olduğunda koymaları.Yok arkadaş artık yok bundan sonra ne düğünümde ne ölümümde...

Öyle dostlar biriktirdim ki hep kötü günümde yanımdalar ama öyle adilerle arkadaşlık yaptımki hep iyi günümde oldular.Bu konuya verecek o kadar örneğim var ki ama yazmayacağım bir tane bile olsa yazmayacağım.Çünkü tüm suç bende bir dost demişti ki hayatına negatif şeyler katan insanları çıkar hayatından bak gör yüklerin ne kadar hafifleyecek diye.Gerçekten yapıyorum yapıyorum ama bitmiyor ki.O kadar insanı hayatımın merkezine almışım ki hangi birini sileceğimi şaşırdım siliyorum yerine yenisi geliyor.

16 Ocak 2011 Pazar

Arkadaş...

Arkadaşlıkta benim kademelerim olmuştur,merdiven gibidir arkadaşlıklarım,kimi merdivenin en altında kimi merdivenin ortasında kimide en üstündedir merdivenin.Bana en yakındır en üstteki.Nasıl dizerim ben insanları merdivenlere esasında çok basit 2 kural vardır benim için.Aslında bu iki kural merdivene basacak arkadaşlarımı belirlemem içindir.Tabiki söylemlerim genel içindir yani kız arkadaşım içinde aynıdır erkek içinde.Önce erkeklerden başlayayım istiyorum çünkü hayatımın her alanında onlardan fazlasıyla bulabiliyorum:)

Erkeklerde en önemle dikkat ettiğim şey bel altıdır.Yani bel altı geçen muhabbetlerdeki tavırlardır.Bu benim için en belirleyici özelliktir.Sırdaşım olurmu evet bunu yapmıyor dediğimde paylaşacaklarımı arttırdığım özelliktir bel altı.Çok hassastır bu esasında erkeğin kanayan yarasıdır.Bu konuda nefsine hakim oldun mu herkesin gözünde farklılaşırsın herkes senin hakkında evet bu gerçekten art niyetsiz bir insan der.Ben hep tümevarım la yaşadım şimdiye kadar hep ufak olaylardan genellemeler yaparak hayatıma devam ettim,her konuda.Çünkü bir insanın aynası diğer yaptığı işlerdir bana göre.Yani konu dışına çıkmazsak eğer bir arkadaşım bana gelipte ya şu arkadaşın kız arkadaşı var ya nasıl diyorsa eğer örneğin ;ben bu adama nasıl olucakta güvenicem kendi kız arkadaşımla nasıl bir araya getiricem gibi...Bu benim bir insana hem ısınmama hemde soğumama sebeptir.

İkincisi;para konusudur.Bir kişi kesinlikle ve kesinlikle paylaşımcı olmalıdır hangi konu olursa olsun 3 ün 5 in lafını yapmamalıdır benim karşımda.Çünkü yaşanılan o kadar tecrübe varki bende bu tiplerin ciğerini bilirim.Bu kız arkadaşlarım içinde geçerlidir.Eğer bir şey yapılıyorsa birlikte herkes taşın altına elini koyacak.Yine tümevarayımmı tabiki varıcam;düşününki siz de para olduğu sürece eviniz hiç boş kalmıyor ama yemek yemeye paranız olmadığında kimse size yaklaşmıyor..Para en büyük maddedir çevrenizdeki insanların çoğalıp azalmasıyla alakalı,inanın tecrübeyle sabit.


Çok dostu olmayacak insanın bugün Fatih Altaylının yazısında vardı.Adamın birinin facebookta 2000 e yakın arkadaşı varmış bilgisayar başındayken kalp krizi geçirmiş ve bunu ileti olarak yazmış ama bir Allah kulu, adam ölene kadar adamdan bi haber olmuşlar.Yani nerde çokluk orda .... klişesini söylemeye gerek yok ama çok doğru ve yerinde bi söz bence.

Ben 8 senedir yalnız yaşıyorum bi şekilde ekmeğimi taştan olsa çıkarıp hayat geçindiriyorum gelecek kuruyorum,bazen muhtaç düştüğün durumlar oluyor kendi kendime düşünüyorum telefona bakıyorum msn listeme bakıyorum facebooktaki listeme bakıyorum ama derdini anlatabileceğin yardım isteyeceğin, ki  diyeim dinleyipte yardımına gelecek olan kişi sayısı 1 elin parmağını geçmiyor...İşte hayat muhasebesi orda başlıyor...

4 Ocak 2011 Salı

Eğer...

Eğer, bütün etrafındakiler panik içine düştüğü
ve bunun sebebini senden bildikleri zaman
sen başını dik tutabilir ve sağduyunu kaybetmezsen;

Eğer sana kimse güvenmezken sen kendine güvenir
ve onların güvenmemesini de haklı görebilirsen;

Eğer beklemesini bilir ve beklemekten de yorulmazsan
veya hakkında yalan söylenir de sen yalanla iş görmezsen,
ya da senden nefret edilir de kendini nefrete kaptırmazsan,
bütün bunlarla beraber ne çok iyi ne de çok akıllı görünmezsen;

Eğer hayal edebilir de hayallerine esir olmazsan,

Eğer düşünebilip de düşüncelerini amaç edinebilirsen,

Eğer zafer ve yenilgi ile karşılaşır
ve bu iki hokkabaza aynı şekilde davranabilirsen;

Eğer ağzından çıkan bir gerçeğin bazı alçaklar tarafından
ahmaklara tuzak kurmak için eğilip bükülmesine katlanabilirsen,
ya da ömrünü verdiğin şeylerin bir gün başına yıkıldığını görür
ve eğilip yıpranmış aletlerle onları yeniden yapabilirsen;

Eğer bütün kazancını bir yığın yapabilir
ve yazı-tura oyununda hepsini tehlikeye atabilirsen;
ve kaybedip yeniden başlayabilir
ve kaybın hakkında bir kerecik olsun bir şey söylemezsen;

Eğer kalp, sinir ve kasların eskidikten çok sonra bile
işine yaramaya zorlayabilirsen
ve kendinde ‘dayan’ diyen bir iradeden
başka bir güç kalmadığı zaman dayanabilirsen;

Eğer kalabalıklarda konuşup onurunu koruyabilirsen,
ya da krallarla gezip karakterini kaybetmezsen;

Eğer ne düşmanların ne de sevgili dostların seni incitmezse;

Eğer aşırıya kaçmadan tüm insanları sevebilirsen;

Eğer bir daha dönmeyecek olan dakikayı,
altmış saniyede koşarak doldurabilirsen;

Yeryüzü ve üstündekiler senindir

Ve dahası

sen bir İNSAN olursun oğlum…

30 Aralık 2010 Perşembe

yeni yıl

Ne mi yaptım!bugün yeni yılı bir gün önceden kutladım sevdiğim bi dostumu çağırdım menfaatten uzak bir dostumu..oturduk bi barda eğlenmedik ama içtik sohbet ettik gözlerden uzak kimseyi düşünmeden dans felanda etmedik sadece oturduk belki konuşmalarımızın sonundaydık ama oturduk saatlerce etrafada bakmadık birbirmizede ama oturduk inatla ve eğlendik..demek ki insan sadece muhabbet edince veya etrafıyla ilgilenince eğlenmiyormuş bunu anladık.Hayat herşeye herkese rağmen güzel bunu anladık...her kadehte birine bişeye içtik kadehlerin bile sebebini anladık..yani dostlar Hayatı anladık...

29 Aralık 2010 Çarşamba

Neydik Ne Olduk

Süper lisede okumaya başladığımda İngilizce öğretmenimiz her öğrencinin bir tane yabancı mektup arkadaşı olacağını ona göre kendimizi tanıtan yazıyı en kısa sürede ona götürmemizi istemişti.Herkes çok büyük bir heyecan duyuyordu çünkü yabancı bir arkadaşımız olacaktı ve biz bildiğimiz kadar ingilizcemizle YABANCI birileriyle konuşma fırsatı bulacaktık.

Herkes kendini tanıtan yazıları öğretmene teslim etti.Bende tabi babamında resmi diline güvenerek bir dosya yaptım askeri disiplin içerisinde ve öğretmene teslim ettim.Ertesi gün öğretmen eşleştirmeleri açıkladı sınıfta bir tek bana mektup arkadaşı kalmamıştı.Bunun için gönül koymamamı ve eğer çok istersem bana bir tane bulabileceğinin sözünü veriyordu öğretmenim.Ancak dal kırıldı bir kere ve hayır hocam istemiyorum sağolun önemli değil zaten ne olacak mektup arkadaşım olsa ,ne kaybederim diye cevaplıyordum kırgın,kızgın,ezik ...

Günler geçtikçe arkadaşlarım sınıfa yabancıların mektuplarını getiriyorlardı ve bağıra bağıra sanki bana inat edercesine okuyorlardı.Tabi o zamanlar şimdiki gibi ne bir teknoloji ne de yurtdışına açılım vardı.Çok istedim ama gerçekten çok istedim benimde bir yabancı arkadaşım olmasını.

Yaklaşık 6 sene geçti bunun üstünden ve bana hayatımı değiştiren bir fırsat verildi eski bir dost sayesinde.Hdi Selçuk bu işi yaparsan sen yaparsın dedi.Uluslararası bir festival yap dedi(Festivallere gide gele bir çok yabancı grupla tanışmıştık).Tamam ama nasıl olucaktı.Burada arkadaşlarınla plan yapıp hadi 10 kişi buluşalım dediğimizde bile yaptığımız organizasyona 3-4 fire veriyorduk.Ben nasıl olurda 150-200 kişiyi burada toplayacaktım.İşte O an dedim ; Ben bunu yapacağım ve bu etkinliğin sonunda tek başıma o grupları izleyip lisedeki arkadaşlarıma haykıracaktım " Siz bir yabancı ile yazışırken ben o yabancıları buraya kimsenin desteği olmadan(öğretmen desteği) çağırdım ve onlar benim için geldiler sadece benim için.Mektup göndermediler kendilerini getirdiler."